
Alanya Kalesi
Yarımadanın tepesine çıkan yol sizi on hektarlık bir açık hava müzesinde bırakıyor. Surlar altı buçuk kilometre boyunca uzanıyor, üzerlerinde yüz kırka yakın burç var. İçeride dört yüze yakın sarnıç, kesme taştan Bedesten ve Süleymaniye Camii duruyor. İçkale denizden iki yüz elli metre yükseklikte: bir yanda Kleopatra Plajı, öbür yanda doğu sahili.
Yarımadanın geçmişi Selçuklulardan çok daha eskiye gidiyor. Helenistik çağda burada Korakesion adında bir liman kenti vardı, Bizans onu Kalonoros diye andı. 1221'de Sultan I. Alâeddin Keykubad yarımadayı aldı ve surları yeniden ördürdü. Ehmedek, Akşebe Mescidi, Andızlı Camii ve Selçuklu hamamı o yılların eseri; kaleye bugün de altı kapıdan giriliyor.
Kültür Bakanlığı 25 Şubat 2000'de Alanya'yı UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne aldı. Listede tek bir yapı değil, Helenistik çağdan Osmanlı'ya kadar katman katman yaşanmış bu yarımada var.
İçkale yarımadanın en yüksek noktasında. Kuzeydoğu köşesinde, surlara yaslanan ve Adam Atacağı diye bilinen bir yer var; anlatıya göre Roma döneminde ölüm cezası alanlar buradan uçuruma bırakılırdı. Bugün aynı kenardan aşağı bakınca şehir, liman ve körfez bütünüyle önünüzde açılıyor.
Kalenin hepsi biletli değil. Teleferiğin çıktığı kesimde Ehmedek, Süleymaniye Camii, Akşebe Mescidi ve Mecdüddin Sarnıcı ücretsiz geziliyor. Biletli bölüm en tepedeki İçkale ve Müzekart orada geçerli. Turumuz teleferik biletini elinize verip kalede iki üç saat serbest zaman bırakıyor; nereye kadar çıkacağınızı siz seçiyorsunuz.
- 6,5 km sur
- ~140 burç
- İçkale 250 m

