
Kızılkule
Limanın üstünde duran sekizgen kule 1226'da yükseldi; Sultan Alâeddin Keykubad tersaneyi korumak istiyordu. Halepli mimar Ebu Ali beş katı üst üste koydu ve üst katlardaki kırmızı tuğla güneş alçaldıkça koyulaşıyor, adı da oradan geliyor. Bugün içi Etnografya Müzesi. En üst terasta liman, tersane ve bütün körfez tek karede duruyor.
Kulenin hikâyesi 1221'de başlıyor. Sultan I. Alâeddin Keykubad şehri o yıl aldı, adını Alaiye koydu ve burayı Selçuklu sultanlarının kışı geçirdiği işlek bir limana dönüştürdü. Donanmanın kalbi tersaneydi; Kızılkule de oraya giden yolu kapatmak için limanın tam ağzına yerleştirildi.
Ölçüleri bu görevi anlatıyor. Doğu cephesinde otuz üç, batı cephesinde otuz metreye yükselen kulenin çapı yirmi dokuz metre. Alt bölüm taştan, adını veren üst bölüm kırmızı tuğladan örülmüş. Kitabesi mimarın adını da saklıyor: Halepli Ebu Ali. Sekiz yüz yıldır aynı yerde, aynı açıyla limana bakıyor.
Bugün kule Etnografya Müzesi olarak geziliyor; yukarı çıktıkça dışarıdan gördüğünüz tuğla gövdenin içinden geçiyorsunuz. Alanya Belediyesi'nin "Tarihi Mekânlarda Yükselen Müzik Sesleri" konser dizisi de Kızılkule ile tersaneyi sahne olarak kullanıyor; böyle akşamlarda savunma için yapılmış bir kule konser salonuna dönüşüyor.
Şehir turumuz Kızılkule ile tersanede yarım saat duruyor. Giriş bileti tur fiyatına dahil değil; içeri girmek isteyen kapıda alıyor, istemeyen surların dibindeki çay bahçesinde oturup kuleyi dışarıdan seyrediyor.
- 1226
- 33 m, sekizgen, 5 kat
- Etnografya Müzesi

